Duyuru


disliler
Scientific American’ın bir haberine göre
Charles Babbage tarafından 150 yıl önce tasarlanan mekanik aksamlı bilgisayar Difference Engine (Fark Motoru) inşa edildi, Bilgisayar Tarihi Müzesi‘nde sevenlerini bekliyor.

Konudan ve bu bilgisayardan bahseden bir çeviri makalemiz:
Prigogine: Kaos ve Çağdaş Bilimkurgu buradadır.

Etiketler: 

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Bilişim Dergisi tarafından bu yıl onuncu kez düzenlenen Bilimkurgu Öykü Yarışması için başvurular başladı. Bu yıl ilk kez yazarların belli konularda öykü yazması bekleniyor. Yarışmaya son başvuru tarihi 15 Temmuz 2008.
10. Bilimkurgu Öykü Yarışması’nın konuları şöyle:

- İyi Yönetim, Kötü Yönetim, Sıkı Yönetim, Yönetim: Gelecek zamanlarda ülkemiz ya da dünyamız (galaksimiz, evren, vb) nasıl yönetilecek? Başka yönetim biçimleri, teknolojinin katkısıyla başka seçim yolları bulunabilir mi? Politika ve politikacı toplumsal yaşantı için gerekli mi? Gelecekte kim kimi yönetebilir? Yönetemeyen insanın dramı nasıl olabilir? Yöneticiler “insan” olmak zorunda mı?
- Trafik Karmaşası: Büyük kentlerin trafik karmaşası gelecekte de sürecek mi? Bu soru dilenirse deniz, hava, uzay, düşünce ve zaman gezginleri trafiği vb bağlamda ele alınabilir.
- Çok İşlevli Teknolojik Aletler: Boyutları küçülürken işlevleri artan teknolojik aletler, gelecekte hangi yetkinlik düzeyine ulaşabilir? Bu teknolojik aletlerin insan yaşamına ne tür katkısı olabilir? Yoksa söz konusu olan katkı değil köstek mi? İletişimi, eğlenceyi, öğrenimi, çalışmayı, hatta tedaviyi gerçekleştirebilen çok işlevli bir teknolojik alet aşkla nasıl ilişkilendirilebilir? Kendi küçük, yeteneği büyük bu aletler bizlerden neler alır, bizlere neler verir?

Son başvuru tarihi 15 Temmuz 2008 olan TBD Bilişim Dergisi Bilimkurgu Öykü Yarışması’nın sonuçları 31 Ekim 2008 tarihinde açıklanacak. Herkesin katılabileceği yarışmada birinci gelecek yarışmacıya dizüstü bilgisayar verilecek. Dereceye giren öyküler TBD web sitesinde, Bilişim Dergisi’nde yayınlanacak ve bu öykülerden bazıları bir öykü seçkisinde yer alacak. Yarışmanın seçici kurulu Hikmet Temel Akarsu, Bülent Akkoç, Laurent Mignon, Necdet Kesmez ve Serdar Kuzuloğlu’dan oluşuyor.

Yarışmaya ilişkin ayrıntılı bilgi ve başvuru için: www.tbd.org.tr

Etiketler: 

hrant_dink2.jpgRakel Dink:

“Sevgili kardeşlerim
Önce gelin şu lirik yalnızlığımızı paylaşalım. Bırakın anlaşmayı yoklayın yüreklerinizi.
Bir yıl sonra onu yaşamak için yine buradayız. Burada, onun kanını suyla sabunla temizlemeye çalıştıkları kaldırımdayız. Bu kaldırım bu şekilde temizlenebilir mi?
Kardeşlerim
Kanın sesi ancak adaletle susar. Sizler bugün adalet için bugün buradasınız, sessizliğinizde adalet çığlığı yükseliyor.
Katilin eline bayrak verip poster çektirenlere adalet ne yaptı?
Sadece görüntüleri basına verenlere dava açtı. Stadyumlarda hepimiz Ogün’üz diye bağıranlara ne yaptı ülkemin adaleti?
Daha katil yakalanmadan silahın markasına kadar bilen jandarmalara ne yaptı ülkemin adaleti?
Eşime haddini bildirmeye çalışan vali yardımcısına ne yaptı ülkemin adaleti?
Diyorlar ki, “301’den kim hapse girdi?” Ben de diyorum ki, Hrant Dink’i yaşatsalardı da keşke hapse girseydi. Çünkü yaşasaydı, bugün hapiste 3 aydır yatıyor olacaktı.
Bizi acılarla akraba ettiler. Maalesef kardeşlik de bugün cesaret istiyor. Ama asıl yaşamak cesaret ister, umut cesaret ister, adalet cesaret ister kardeşlerim.”

Etiketler: 

baskak1.jpgBilimkurgu, ütopyalar ve siyaset üzerine dünyaca ünlü bilimkurgu yazarları ve edebiyat eleştirmenlerinin kaleme aldığı makaleleri bir araya getirdiğimiz “Başka Dünyalar Mümkün” Varlık Yayınları’ndan çıktı. Türkiye’de ve dünyada ilk defa Ursula Le Guin’den Philip K. Dick’e, H. G. Wells’ten Isaac Asimov’a, J.G.Ballard’dan Samuel Delany’e, Stanislaw Lem’den Frederic Jameson’a edebiyat ve felsefenin büyük ustalarını bilimkurgu teması etrafından bir araya getiren kitap 2002-2005 yılları arasında basılı bir dergi olarak yayın yapan, ardından da yayınına www.davetsizmisafir.org web sitesinde devam eden Davetsiz Misafir yazar ve çevirmenlerince hazırlandı. K. Murat Güney’in editörlüğünü üstlendiği, Balca Arda’nın kapak çalışmasını yaptığı kitaba, Canay Özden, Fırat Bozçalı, Uğur Güney, Öznur Karakaş, Güçsal Pusar ve Elif Çopuroğlu çevirileriyle katıldı. Başka Dünyalar Mümkün kitabında yer alan makaleler dört ana başlık altında toplanıyor. Bunlar sırasıyla “Bilimkurgunun Tanımlanması”, “Ütopyalar ve Ütopyacılık”, “Philip K. Dick’in Dünyası” ve “1980 Sonrası Çağdaş Bilimkurgu ve Siberpunk”. Eserde ayrıca Türkiye’de bugüne kadar yayımlanmış bilimkurgu dergileri ve ABD’de yayımlanan bilimkurgu dergileri üzerine tanıtıcı yazılardan oluşan üç adet de kısa ek bulunuyor.
Kitabımızı www.ideefixe.com adresinden edinebilirsiniz.
(devamı…)

Etiketler: 

ogrenci_ilkokul.jpgYeni eğitim döneminin başlaması ile henüz 7 yaşındaki yüzbinler yaygın devlet şiddetiyle hayatlarında ilk defa bu denli yoğun bir biçimde karşılaşacak, bu şiddete bizzat maruz kalacak. Eğitim sisteminin öğrencileri normalleştirmeye, iktidara tabi kılmaya ve karşı çıkanları cezalandırmaya yönelik genel ve yaygın şiddetinin yanında okulların açılması ile birlikte bugüne kadar evlerinde ve çevrelerinde yalnızca Kırmançeyi veya Zazacayı işitmiş, o dilleri konuşmuş, o dillerde düşünmüş çocuklar henüz konuşmasını bilmedikleri Türkçe’yi okuyup yazmaya zorlanacaklar. Alevi çocuklar ise bir kez daha zorunlu din derslerinde Sünni öğretisini İslam’ın tek ve yegâne biçimi olarak kabul edip öğrenmeye mecbur bırakılacak. Şiddeti silahlı çatışma ile özdeşleştirip barışı da silahsızlanmadan ibaret olarak değerlendiren yüzeysel anlayışın gözden kaçırdığı, ne var ki, aslında eğitim ve normalleştirme araçlarıyla kesintiz süren çok daha yaygın ve etkin mikro tahakküm yöntemleri sessiz sedasız ve sinsice hayatlarımızı biçimlendirmeye devam ediyor. Niçin her yıl televizyonlarda ÖSS’de Hakkari’nin yine ‘maalesef’ en ‘başarısız’ il olduğunu duyuyoruz? Niçin sağlık bakanlığının sadece Türkçe olarak yayımladığı tebliğleri takip edemediği, hastanelerdeki Türkçe tabelaları okuyamadığı, doktorun Türkçe söylevini anlamadığı için azarlanan ve azarlanmakla da kalmayıp tedaviden yoksun bırakılanların cahil olmakla suçlandığına tanık oluyoruz? Niçin Türkçe’yi bölge insanın aksanı ile konuşanların alay konusu olduğunu görüyoruz?
Peki ya, ÖSS Kürtçe yapıldığı taktirde en ‘başarısız’ ilin bu kez hangisi olacağını hiç düşündük mü? Hastanelerdeki tüm tabelalar ve doktorlar anlamadığımız, bilmediğimiz bir dili konuşsalardı kimin cahil olmakla suçlanıp tedaviden yoksun kalacağını gözümüzün önüne getirdik mi? Veyahut kendimizi yabancı bir dilde ifade etmeye çalışırken kullandığımız aksanın o dili ana dil olarak kullananlarca alay konusu yapılması durumunda ne hissedeceğimiz tahayyül ettik mi?
Yeni öğretim yılı Türkiye’deki insanları cahaletten kurtarma şiarıyla bir kez daha başladı. Ne var ki, insan sormadan edemiyor, esas cahil kim diye. Evet, esas cahil olan kim? Yukarıdaki soruları ortaya atan, düzeni sorgulayan ve kendilerine dayatılan zorunlu eğitim karşısında bocalayanlar mı yoksa bu ülkede yüzbinlerce insanın kendi ana dili olmayan bir dilde eğitim görmeye mecbur bırakıldığını bilmeyen, bilip de göz ardı eden, kendisini karşısındakinin yerine koyacağı yerde yüzbinleri cahillikle suçlayanlar mı?

Etiketler: 

gundem-kapatma.jpgİstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yeni Teröre Mücadele yasasını gerekçe göstererek 10 Eylül tarihi itibariyle Gündem Gazetesi’nin yayınını bir ay süreyle durdurma kararını kınıyoruz. 22 Temmuz seçimleri sonucunda oluşan tabloyu, Türkiye’de çoksesliliğin ve fikir özgürlüğünün zaferi olarak sunanların toplumun gözünü boyamaktan öteye gidemediklerinin bir göstergesi olan kararı, farklı düşünceye ve farklı düşünenlere yönelik yıllardır süren baskının ve tahammül yoksunluğunun sonucu olarak değerlendiriyoruz. Bilindiği gibi Gündem Gazetesi, daha önce de örgüt propagandası yaptığı gerekçisiyle 3 kez kapatılmıştı. Gazete 6 Mart 2007 tarihinde 30 gün, 9 Nisan 2007′te 15 gün, 12 Temmuz 2007′te 15 gün kapatma cezası almıştı. Daha önceki kapatma kararlarına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açılan davaların birinde suç olarak görülen yazılar ve haberler, düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek Türkiye mahkum edilmişti. Diğer kapatma kararları ile ilgili AIHM’de davalar sürüyor.

Etiketler: 

SİYAHİ YAZ 2007
İÇİNDEKİLER

siyahi9_kapak.jpg
CEMAL SELBUZ: Azatutyan Canaparhin Anarxistmi: Aleksander Atabekyan
PYOTR KROPOTKIN: Düzen Üzerine
AYDIN EKİM SAVRAN: Yerli Malı Anarşizm Batı Dışı Anarşizm Meselesine Hamaset Gütmeyen Bir Bakış
BÜLENT USTA: Durdurulamayan Diyalog 1
KÜRŞAD KIZILTUĞ: Toplumsal Radikalizmin Coğrafyası
AYŞE DENİZ TEMİZ: Yalnız Gezenin AB Düşleri ve Kitlenin Dehşeti “Harda bir elit görirem balam korkirem!”
CANAY ÖZDEN: Adı Konamayan Irkçılık Usulca Düşman Bellenenler ve Yaygın Pratikler
ALİ KARABAYRAM: Hangi Kentin Yerlisi?
K. MURAT GÜNEY: Türkiye’de Irkçılık ve Devlet
ELIZABETH A. POVINELLI: Utanmaksızın: Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri ve ‘Yeni’ Kültürel Tekyanlılık
HADE TÜRKMEN: Fatsa Fikri Üzerine
GÜLSELİ İNAL: Mor Güneş
SİBEL YARDIMCI: Toplayıcılardan Ne İstiyoruz Biz? (veya) Toplayıcılar Bizden Ne İstiyor?
ONUR BAYSAL: İstanbul’un Gülsuyu ve Gülensu
Mahallelerinde, Planlamanın Mekân Siyaseti ve Direnişler
ENİS AKIN: Bir Gece Seninle Sınırı Aştık
EVRİM ALATAŞ: Allah Seni Star Etsin!
JACQUES RANCIÈRE: Cahil Hoca
NİL ÖZÇELİK: Batılı Kadının Bakış Açısıyla “Oryantalizm”: Lady Mary Wortley Montagu ve Demetra Vaka
MITCHELL VERTER: Öteki İnsanın Anarşisi: Levinas ve Anarşizm
ANDREW ROBINSON: Kurucu Eksikliğin Politik Teorisi: Bir Eleştiri
SADIK EROL ER: Emil Cioran Sözlüğü
KİTABÎ - TARIK AYGÜN: Anarşizm Neşesi

Etiketler: 

ankara-ulus.gif22 Mayıs’ta Ankara Anafartalar Çarşı’nda gerçekleştirilen bombalı saldırının zamanlaması ve saldırının ardından yapılan çelişkili açıklamalar akılları karıştırmaya devam ediyor. Saldırının hemen ardından, patlamanın üzerinden daha bir saat geçmeden, sanki “bu sefer MGK’yı çarşıda toplayalım” diye önceden sözleşmişçesine olay yerinde bitiveren kuvvet komutanları ve TSK üst yönetimi ile hükümet, vali ve emniyet erkânının, televiyonlara çıkıp daha ölenlerin kanı kurumadan ve bu eylemin ardındaki failler hakkında henüz en ufak bir kanıt yokken belli bazı grupları yine önceden sözleşmişçesine hedef göstermeleri düşündürücüdür.
(devamı…)

Etiketler: 

hurriyet.jpgBoğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü her sene kültürel çeşitlilikten, farklılıklar içinde barıştan dem vuran etkileyici dans-müzik performansları hazırlıyor. Bu senenin gösterisi beş dilde “Hepimiz” adını taşıyor; Rum, Kürt, Alevi, Ermeni ve Roman bölümlerinden oluşuyor. Bu durum 16 Mayıs 2007 tarihli birkaç gazetenin ilgisine mazhar olmuş olmalı ki, performans hele bir de yabancı bir heyet önünde sergilenip işin içine “Türkiye’yi tanıtma” iştigali girince performansı manşetlerine çıkarmışlar. Hürriyet gazetesi gösteride Kürtçe şarkılar söylenmesini, dansçıların “peşmerge kıyafetleri” olarak adlandırdıkları kıyafetlerle Nevruz ateşi üstünden atlamalarını, türbanlı bir kadının “Okuma hakkımı istiyorum” yazısıyla gösteride yer almasını hayrete düşmüş bir dille anlatıyor. Hele hele türbanlı bir kadının elektro gitar çalmasını hiç anlamlandıramıyor. İşin ilginci, gazete bu durumun neden Türk milletinin bekası için tehlike arz ettiği hakkında hiçbir yorum yapmaya gerek duymadan bu “küstah” olayları tasvir etmekle yetiniyor, yorumunu “Tuhaf Şov”, “Boğaziçi’nin Türkiyesi”, “Türban Şov” gibi manşetlerle belirtmekle yetiniyor. Daha ajitatif bir gazete ise (Takvim) heyecanına hâkim olamayarak tek kelime Türkçe konuşulmadığını haber içinde üç dört defa tekrar etmekte ve performansı “Şok Tanıtım” olarak tasvir etmekte. Ne de olsa Türkiye’ye dair söyleyebilecekleriniz hakkında yaratıcı olmanız gerekmez, kendi hikayenizden değil devlet babanınkinden ve Türkçe olarak bahsetmeniz gerekir.
(devamı…)

Etiketler: 

35962.jpg1 Mayıs 2007 birçoklarımız için Türkiye’de iktidar ilişkilerinin nasıl işlediğinin bir kez daha ifşa olduğu bir gün oldu. Günlerdir süren cumhurbaşkanlığı seçimleri tartışması sırasında şiddetle çatıştıkları gözlenen AKP hükümeti ve karşısındaki CHP-TSK-Emekli Subaylar ittifakı, 1 Mayıs 2007 günü sokaklara dökülen emekliler, işçiler, işsizler, öğrenciler, sendikalılar karşısında aralarındaki sözde kavgayı şaşırtıcı bir ivedilikle unutup sokaktaki halklara el birliğiyle saldırdı.
Evet, 1 Mayıs 2007 günü Anayasa Mahkemesi’nin aldığı cumhurbaşkanlığı seçimlerini iptal kararı ve hemen akabinde erken seçimler konusunda sağlanan mutabakat ile günlerdir cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla AKP ve TSK arasında süre giden danışıklı dövüş sona erdi. Koparılan onca fırtına bir anda yerini sükunete bıraktı. İktidarlar kendi aralarında anlaşmıştı. Tayyip Erdoğan ve Yaşar Büyükanıt buluşup tokalaştı. Aynı 1 Mayıs 2007 günü bu danışıklı dövüşü ifşa etmek, hükümet ve ordu arasındaki bu iktidar savaşının yoksulları daha yoksul, mağdurları daha mağdur, ezilenleri daha da ezilen kılmaktan başka bir işe yaramayacağını haykırmak için toplananlar ise susturulmaya çalışıldı.
1 Mayıs’ta İstanbul’da yaşananları “faşist devletlerde bile görülmemiş uygulamalar” olarak nitelendirenler ve o gün polisin uyguladığı vahşetten dolayı sadece İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü’nü suçlayıp onları istifaya davet edenler, vali ve emniyet müdürünün AKP’li İçişleri Bakanı Abdülkâdir Aksu’nun emri ve bilgisi dâhilinde hareket ettiğini gözden kaçırdılar. Zira birçoklarımız için son günlerdeki çıkışlarıyla AKP hükümeti, TSK’nin muhtıralarına karşı, darbe çığırtkanlıklarına karşı, emekli subayların dolduruşlarıyla Ankara’da ve İstanbul Çağlayan’da toplanan laikliğin, ayrımcı ve ırkçı bir Türklük tanımının fanatikçe ve adeta yobazca savunusunu yapanlara karşı, anlı şanlı bir demokrasi direnişinin sembolüydü.
Oysa nasıl da yanılmıştık bir kez daha.
(devamı…)

Etiketler: 

Merhaba,
Yayınına yaklaşık iki yıl ara verdiğimiz davetsiz misafir dergisini, davetsizmisafir.org adresinde online olarak yeniden yayınlamaya başladık. Web sitemizin “dergi arşivi” bölümünde, dergimizin basılı sayılarında yer alan çarpıcı makaleleri, öne çıkan söyleşileri ve çeviri metinleri bulabileceksiniz. Ne var ki, bu site geçmiş sayıların bir arşivi olmaktan ziyade esasta güncel yazı, fikir, yorum ve eleştirilerin dolaşıma girdiği sürekli aktif bir etkileşim alanı olarak tasarlandı. Sitemizi blog biçiminde tasarlayarak yazar-okur ayrımını ortadan kaldıran, coğrafi mesafeleri hükümsüz kılan, maddi ve siyasi her türlü tabiyeti reddeden, herkesin hem yazarı hem de okuru olduğu bir buluşma noktası ve hareketlı bir tartışma alanı kurmaya çalıştık.

Davetsiz misafirler, geçici otonom bölgemize hoş geldiniz!

Etiketler: 

Hali hazırda internette sürmekte olan üç önemli imza kampanyasi var.

Kampanyalardan birincisi küresel ısınma amblem01.giftehdidine karşı uluslararası ekolojik düzenlemeleri öngören ve dolayısıyla ağır sanayii ve aşırı enerji tüketimine karşı birtakım kısıtlamalar getiren Kyoto Protokolü’nü bugüne kadar imzalamamış olan Türkiye’yi anlaşmayı imzalamaya davet eden bir bildiriyi imzaya açıyor. Destek vermek için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
http://www.kyotoyuimzala.com/

İkinci kampanya “İfşaya Çağrı” başlığını taşıyor ve aşağıdaki şu cümlelerle, hepimizi Hrant Dink cinayetinin gerçek faili olan gündelik hayatlarımıza yayılmış mikro-faşizmi ifşa etmeye çağırıyor:hrant dink cenaze
“Biz, aşağıda imzası bulunan Türkiyeli vicdan sahipleri, 23 Ocak’ta Hrant Dink’in cansız bedeninin arkasında yürüyen kalabalığın saygılı sessizliğinin, ortak bir iradeye dönüşmesini istiyoruz. Irkçılığı milliyetçilik adı altında meşrulaştıranların, bu korkunç cinayetin işlenmesinde sorumluluk sahibi olduğunu biliyor, bu söylemi ifşa etmenin böyle bir sivil iradenin gereği olduğuna inanıyoruz.”
http://www.hrant-ve-biz.org/

Üçüncü kampanya Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yıllardır sürmekte olan kanlı çatışmalara bir son vermek için hepimizi “Sivil Çözüm”e çağırıyor. anti-militarizmSilahların ve şiddetin hiçbir sorunu çözmediği gibi acıları daha da onarılmaz hale getirdiğine dikkat çekilen bildiride, çatışma ortamının tamamen sona ermesi için, eylemde, fikirde ve yüreklerde silahların bütünüyle susması gerekiyor, deniliyor.
“Tek bir terörist kalmayıncaya kadar” diye başlayan militarist asayiş politikası, kanı durdurmuyor, kinci söylemi besliyor ve bölge üzerinde hesapları olan güçlere bağımlılığı arttırıyor. Oysa sorun bizim sorunumuz, hepimizin çabalarıyla ancak bu topraklarda çözülebilir. Öncelikle, devlet kurumlarından, çatışmaları ve ölümü değil, yaşamı siyasetin merkezine alan bir açılım talep ediyoruz. Çözümün sorumluluğunu, siyasi irade üstlenmelidir.
Imza vermek için: http://www.sivilcozum.org

Etiketler: 

Osmanlı Bankası Müzesi yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor: Ulusu Tasarlamak, 1920’ler ve 1930’larda Avrupa Devletleri. Sergi 1920’ler ve 1930’lardaki toplum mühendisliği tarihi üzerine. Devlet iktidarının nasıl kitleleri belli modernite projeleri ışığında yeniden icat etmek ve şekillendirmek üzere kullanıldığını inceliyor. Sergi her gün saat 10:00 ile 18:00 arasında Osmanlı Bankası Müzesi, Bankalar (Voyvoda) Caddesi, No: 35-37 Karaköy/İstanbul adresinde ziyaret edilebilir. Sergi 20 Mart 2007 tarihine kadar açık olacak.

Müzenin sponsorluğunda gerçekleştirilen sergi kitle siyaseti döneminde, diğer bir ifadeyle 1920’ler ve 1930’larda, belli modern iktidar teknolojilerine odaklanıyor. Sömürgeci Fransa, iç savaştaki İspanya, Faşist İtalya, Nazi Almanyası, Sovyetler Birliği ve Kemalist Türkiye görsel siyasi kültürün farklı ideoloji ve beraberinde gelen farklı modernite projelerinin propagandasını yapmak için kullanıldığı ‘Avrupa devletleri’ olarak karşımıza çıkıyor.
(devamı…)

Etiketler: