Bilimkurgu


Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Bilişim Dergisi tarafından ilki 1998 yılında düzenlenen Bilimkurgu Öykü Yarışması için başvurular başladı. Bu yıl yarışmanın konusu “kriz”.

Öyküler aracılığıyla krizlerin düşünülmesinin amaçlandığı yarışmada, yazarlar, bilimin “kötüye” kullanılmasından, doğal kaynakların ölçüsüzce tüketilmesinden, belki gelecekte insan, android, siborg ve robotlar arasındaki anlaşmazlıklardan ya da umulmadık bir anda yepyeni bir canlı türünün belirmesinden sonra çıkabilecek krizleri ele alabilecekleri gibi dilerlerse kendi kurgularına göre geliştirdikleri krizleri de yazabilecekler.

Son başvuru tarihi 17 Temmuz 2009 olan TBD Bilişim Dergisi Bilimkurgu Öykü Yarışması’nın sonuçları 2 Kasım 2009 tarihinde açıklanacak. Herkesin katılabileceği yarışmada birinci gelecek yarışmacıya dizüstü bilgisayar verilecek. Dereceye giren öyküler TBD web sitesinde, Bilişim Dergisi’nde yayınlanacak ve kitap olarak bir öykü seçkisinde yeralacak. Yarışmanın seçici kurulu Hikmet Temel Akarsu, Bülent Akkoç, Semih Gümüş, Talat S.Halman, Necdet Kesmez, Mustafa Kutlay, Mustafa Küpüşoğlu ve Buket Uzuner’den oluşuyor.

Yarışmaya ilişkin ayrıntılı bilgi ve başvuru için: www.tbd.org.tr

Bu yıl onuncu kez yapılan TBD Bilişim Dergisi Bilimkurgu Öykü Yarışması’nın sonuçları açıklandı.
Yarışmada, düzeni bozacak insanları yok ederek onların yerine tam kopyaları olan “doppeller”i piyasaya süren bir düzenin sorumlularından olan bir babayla doktor oğulun anlatıldığı “Doppelganger” adlı öyküsüyle Yiğit Kocagöz birinci; trafik sorununun kalmadığı bir zamanda yaşayan trafik polisinin trajikomik iç hesaplaşmasının anlatıldığı “Yılan” öyküsüyle Barış Çağatay Çakıroğlu ikinci; huzur ve birliğin, insanların elektronik yöntemlerle uzaktan yönetilmesiyle sağlandığı bir dünyanın betimlendiği “Beki’nin Çocukları” adlı öyküsüyle Selin Arapkirli üçüncü oldu.
Ayrıca bu yıl iki öyküye de Jüri Özel Ödülü verildi. Hikmet Temel Akarsu, Bülent Akkoç, Necdet Kesmez, Serdar Kuzuloğlu ve Laurent Mignon’dan oluşan jüri; Nursel Güler’in “İntihar Emri” ve Mehmet Murat Mıhçıoğlu’nun “Kilit” adlı öykülerini Jüri Özel Ödülü’ne değer buldu. Bu seneki yarışmanın çarpıcı sonuçlarından biri de Selin Arapkirli ve Nursel Güler’in uzun yıllardan sonra bilimkurgu öykü yarışmasında ödül alan ilk kadın öykü yazarları olmaları oldu.
(Kaynak: Türkiye Bilişim Derneği www.tbd.org.tr)

disliler
Scientific American’ın bir haberine göre
Charles Babbage tarafından 150 yıl önce tasarlanan mekanik aksamlı bilgisayar Difference Engine (Fark Motoru) inşa edildi, Bilgisayar Tarihi Müzesi‘nde sevenlerini bekliyor.

Konudan ve bu bilgisayardan bahseden bir çeviri makalemiz:
Prigogine: Kaos ve Çağdaş Bilimkurgu buradadır.

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Bilişim Dergisi tarafından bu yıl onuncu kez düzenlenen Bilimkurgu Öykü Yarışması için başvurular başladı. Bu yıl ilk kez yazarların belli konularda öykü yazması bekleniyor. Yarışmaya son başvuru tarihi 15 Temmuz 2008.
10. Bilimkurgu Öykü Yarışması’nın konuları şöyle:

- İyi Yönetim, Kötü Yönetim, Sıkı Yönetim, Yönetim: Gelecek zamanlarda ülkemiz ya da dünyamız (galaksimiz, evren, vb) nasıl yönetilecek? Başka yönetim biçimleri, teknolojinin katkısıyla başka seçim yolları bulunabilir mi? Politika ve politikacı toplumsal yaşantı için gerekli mi? Gelecekte kim kimi yönetebilir? Yönetemeyen insanın dramı nasıl olabilir? Yöneticiler “insan” olmak zorunda mı?
- Trafik Karmaşası: Büyük kentlerin trafik karmaşası gelecekte de sürecek mi? Bu soru dilenirse deniz, hava, uzay, düşünce ve zaman gezginleri trafiği vb bağlamda ele alınabilir.
- Çok İşlevli Teknolojik Aletler: Boyutları küçülürken işlevleri artan teknolojik aletler, gelecekte hangi yetkinlik düzeyine ulaşabilir? Bu teknolojik aletlerin insan yaşamına ne tür katkısı olabilir? Yoksa söz konusu olan katkı değil köstek mi? İletişimi, eğlenceyi, öğrenimi, çalışmayı, hatta tedaviyi gerçekleştirebilen çok işlevli bir teknolojik alet aşkla nasıl ilişkilendirilebilir? Kendi küçük, yeteneği büyük bu aletler bizlerden neler alır, bizlere neler verir?

Son başvuru tarihi 15 Temmuz 2008 olan TBD Bilişim Dergisi Bilimkurgu Öykü Yarışması’nın sonuçları 31 Ekim 2008 tarihinde açıklanacak. Herkesin katılabileceği yarışmada birinci gelecek yarışmacıya dizüstü bilgisayar verilecek. Dereceye giren öyküler TBD web sitesinde, Bilişim Dergisi’nde yayınlanacak ve bu öykülerden bazıları bir öykü seçkisinde yer alacak. Yarışmanın seçici kurulu Hikmet Temel Akarsu, Bülent Akkoç, Laurent Mignon, Necdet Kesmez ve Serdar Kuzuloğlu’dan oluşuyor.

Yarışmaya ilişkin ayrıntılı bilgi ve başvuru için: www.tbd.org.tr

books.gifYazan: Hikmet Temel Akarsu

Kitabımız “Başka Dünyalar Mümkün”den de bahsedilen aşağıdaki yazının İngilizcesi, Türkiye edebiyatındaki gelişmelerin değerlendirildiği dünya çapında dağıtılan “Turkish Book Review” dergisinde yayımlanmıştır.

Kapağı toplumsal hayhuyun dışına atarak, koca bir yılı kitaplar arasında geçirmeyi başarmış birinin, sözkonusu yıla ait ufak bir retrospektif değerlendirmesi çok görülmemeli. Bu manada yola çıkarak kendime ait en iyileri toparlamaya çalıştım. 2007’de edebiyat dünyamızda ne oldu? Hangi yapıtlar öne çıktı? Önemli yenilikler nelerdi?
İlk başta, açıkça söyleyeyim: 2007 Edebiyat açısından verimsiz bir yıl oldu. Yayınevlerinin bir önceki yıla göre daha az kitap bastığı, basılan kitapların daha çok popüler beğeniye yönelik ve yüksek satış hayallerine dayalı olduğu, has edebiyatçıların ise 2006 Nobel Ödülü’nün yarattığı spekülasyonların gölgesinde hazin bir burukluğa gömülerek susmayı tercih ettiği garip bir sene oldu 2007. Bu garipliklerden hiçbir zaman geri kalmayan Nobel de hepimizin bildiği gibi yepyeni bir tüy daha dikerek, “Kocamış ve günlere doymuş,” bir çatal dilli İngiliz “azize”ye gidiverdi. Artık Nobel’in yaptığı “tuhaflık”lara herkes alıştığı için infial minfial olmadı. Herkes işine baktı. Depolardan Doris Lessing’in tozlu kitapları çıkarıldı, üzerlerine birer bant geçirildi; bir iki vitrin düzenlemesi; hepsi bu. Kanımca Nobel, sıradan bir ölümlü için olması gerekenden çok fazla defa harakiri yaptı. Artık yaraları dikiş tutmuyor.
Türkiye’deki edebiyat ödülleri ise sarsılmaz bir istikrarla yola devam etti. İlkeler derin bir sadakatle uygulandı. İhdas edilen ödüller, yeri geldi verilmedi, yeri geldi “camia dışı şaki”lerden esirgendi, yeri geldi edebiyat iktidarının soğuk yüzü gösterilip toy ediban takımı tedip edildi. İstisnalar yok muydu? Vardı! Ama azınlıktaydı. Tüm bunların neticesinde Türkiye’de ödül müessesesine saygı maygı kalmadı. Ödül konusunda tam bize özgü bir “fars”a ulaşmayı başardık neticeten. Herkes kına yakabilir!
(devamı…)

DifferenceEngine3.jpgYazan: David Porush
Çeviren: Uğur Güney

BK yeni bilimsel bilgilerin sonuçlarını ve önemini çoğunlukla bilimden de önce tescil ve tahmin eder. Bilim ve BK arasındaki bu ilişki deterministik kaosun yeni biliminde özellikle şaşırtıcıdır. Karmaşık ve görünüşe göre kaotik sistemlerin nasıl yeni karmaşıklık düzenlerine sıçradıklarını açıklayan bu yeni paradigmanın sadece geleceğin teknolojisi için değil zekanın kozmik rolünün ve ördüğü anlatıların anlayışı için de imâları vardır.
Bu denemede Ilya Prigogine tarafından geliştirildiği şekliyle deterministik kaosun ve öz-örgütlenen sistemlerin yeni paradigmasını özetle tarif edeceğim. Onun BK’da bir tema olarak ortaya çıkışının izini, özellikle A.A. Attanasio, Lewis Shiner, Bruce Sterling ve William Gibson’ın eserlerinde, süreceğim. Yol boyunca Kaos Teorisi’nin, anlatının gücünü ve özellikle BK’yu epistemolojik bir güç olarak nasıl aydınlattığını göstereceğim.

Kaos Teorisinin Gözden Geçirilmesi: Prigogine’in kaos teorisi, onun 20.yy kozmolojisinin üç derin problematik çelişkisini ya da paradoksunu –fiziksel sistemlerde büyümenin entropi kavramıyla yapılan betimlemesine karşı evrim kavramıyla yapılan betimi; zamanın mikroskopik fizikçe resmedilen rolüne karşı maksroskopik biyolojiyle resmedilen rolü; ve biyoloji tarafından resmedilen karmaşıklığı bariz dünya karşısında, fiziğin basitliğe saplanması- uzlaştıran bir matematiksel model bulmasının başarısından doğar.
(devamı…)

joanne_russ2.jpgYazan: Joanna Russ
Çeviren: Elif Çopuroğlu

-Bilimkurgu, edebiyat mıdır?
-Evet.
-Öyleyse yerleşik edebiyat ölçütleriyle değerlendirilebilir mi?
-Hayır.

Böylesi bir iddia, yalnızca gerekçe değil, detaylı bir açıklama da gerektirir. Yazılı bilimkurgu, elbette ki, edebiyattır, oysa kendine diğer medyaları (film, tiyatro, hatta belki de resim ve heykel) seçen bilimkurgu kelimeler dünyasına uygulanandan başka ölçütlerle değerlendirilmelidir (1). Bilimkurguya edebiyat olarak ve öncelikle de nesir kurgu olarak odaklanan bu denemenin amacı, eleştirmenlerin geleneksel edebiyat eleştirisini bilimkurguya uygulamaya çalıştıklarında karşılaştıkları sınırlamaların bir kısmına işaret etmek. Özetle, son yıllarda akademinin bilimkurguyla ilgilenmeye başlaması ciddi zorlukları beraberinde getirdi. Akademik eleştirmenlerin bu türe yönelik alışıldık (ve temelsiz) bir hor görüyle kuşatılmaları bir yana, bu eleştirmenlerin ellerindeki araçlar da ne kadar bilenmiş olursa olsun, realist ya da doğalcı olan yirminci yüzyıl kurgusuyla arasındaki yüzeysel benzerliğe karşın edebiyat sanatından temelde çok farklı olan bu yapıt grubuna uygulanabilir değil.
(devamı…)

mulksuzler.jpgYazan: Judah Bierman
çev: Canay Özden

Ursula K. Le Guin’in ütopik masalı Mülksüzler, yalnızca bilimkurgu semalarında yeni bir anarşist komün tasarısı olmakla ve dünyaya çivi çakmış tadı kalmamış demokrasilerimizden veya hemen her yerde bitiveren faşist tiranlıklardan, dolayısıyla tüm sorumluluklarımızdan bir kaçış önermekle kalmıyor. Parlak fizikçi Shevek’in ‘İkircikli bir ütopya’ altbaşlıklı bu ruhsal otobiyografisi ve ütopyacı arayışı aynı zamanda anarşist-sosyalist ütopya düşüncesinin bazı çıkmazlarını da masaya yatırıyor. Dahası, Plato ve More gibi, Le Guin de ütopyacı bir tasavvurun ‘bilen kişi’ için nasıl bir toplumsal sorumluluğu ve yabancılaşmayı dayattığını inceliyor. Ben Mülksüzler’in Anarres dünyasının iki anlamda okunabileceğini iddia ediyorum: Birincisi bu dünyanın yalnızca ikircikli bir biçimde iyi olduğu yönünde, ikincisi ise bu ikircikli durumun, kendi içindeki düzenleyici ilke doğrultusunda, hâkim yaşam tarzının kalıcı olarak belirlenmediği ve önüne geçilemez toplumsal ve çevresel değişikliklere izin verdiği hatta bunları talep ettiği şeklinde. Le Guin’in daha evvelce kaleme aldığı bilimkurgu eserleri ve büyücü hikâyeleriyle açıktan açığa bağlantılı olsa da aslında Mülksüzler diğer çağdaş ütopik hikâyelerle beraber okunması lazım gelen ahlaki bir alegoridir. Bu kitap, aynı zamanda planlı bir toplumda bilginin, ileriyi görenlerin ve bilimcinin sorumluluğu hakkındaki tartışmaya övgüye değer bir katkıdır.
(devamı…)

Next Page »