Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Bilişim Dergisi tarafından ilki 1998 yılında düzenlenen Bilimkurgu Öykü Yarışması için başvurular başladı. Bu yıl yarışmanın konusu “kriz”.

Öyküler aracılığıyla krizlerin düşünülmesinin amaçlandığı yarışmada, yazarlar, bilimin “kötüye” kullanılmasından, doğal kaynakların ölçüsüzce tüketilmesinden, belki gelecekte insan, android, siborg ve robotlar arasındaki anlaşmazlıklardan ya da umulmadık bir anda yepyeni bir canlı türünün belirmesinden sonra çıkabilecek krizleri ele alabilecekleri gibi dilerlerse kendi kurgularına göre geliştirdikleri krizleri de yazabilecekler.

Son başvuru tarihi 17 Temmuz 2009 olan TBD Bilişim Dergisi Bilimkurgu Öykü Yarışması’nın sonuçları 2 Kasım 2009 tarihinde açıklanacak. Herkesin katılabileceği yarışmada birinci gelecek yarışmacıya dizüstü bilgisayar verilecek. Dereceye giren öyküler TBD web sitesinde, Bilişim Dergisi’nde yayınlanacak ve kitap olarak bir öykü seçkisinde yeralacak. Yarışmanın seçici kurulu Hikmet Temel Akarsu, Bülent Akkoç, Semih Gümüş, Talat S.Halman, Necdet Kesmez, Mustafa Kutlay, Mustafa Küpüşoğlu ve Buket Uzuner’den oluşuyor.

Yarışmaya ilişkin ayrıntılı bilgi ve başvuru için: www.tbd.org.tr

pics_dunya_1831_24155Merhaba…
Şu an gümbür gümbür Keny Arkana dinlediğimiz İktisat Fakültesi işgalinde, enformasyon noktası olarak kullandığımız mekanda, eldeki verileri derli toplu kılmaya çalışıyoruz.
Ne mümkün! Yarın isyanın 1. haftasına giriyoruz ve bu süre içinde olan bitenlerin bir listesini tutmaya kalksak başa çıkamayacağımız ortada. Diğer yandan insanın kaleme kağıda dokunası gelmiyor. Nefes almayı ve isyanda olduğumuz bilincini bir an olsun yitirmemek, tadını çıkarabilmek için.
Yine de bilgilendirme adına üzerimize düşen tek şey çeviriler değil. Elbette size nasıl hissettiğimi anlatabilmem zor. En azından birkaç gözlemde bulunmak ve size bulunduğumuz noktanın tarihsel ciddiyetini hatırlatmak istiyorum.
Agyos Dimitrios’ta Halk Meclisi’nin Özgür Belediyesi’yle birlikte başka bir sürece girdiğimizi düşünüyorum. İşgaldeki Yoannina şehri Belediyesi’ni ve Halandri Belediyesi’ni de bu listeye ekleyelim. İlerleyen günlerde yeni belediyelerin de doğrudan demokrasi alanına geçeceğine inanıyorum. İsyanın attığı en büyük adımlardan biri bu. Doğrudan demokrasi, isyandan devrime doğru atılmış en ciddi adım olarak görünüyor gözüme. Bugün yapılan açık toplantılarda tartışılan eylem programlarına baktığımızda, ya da dünyaya Atina’dan baktığımızda, sadece biçimsel bir hamleden bahsetmediğimiz de ayan beyan olacak.
300 kadar yoldaşın katıldığı bir genel toplantıda, ifade edilen verilere bakacak olursak, halihazırda Atina’nın ticari kapasitesinin yüzde 10′u tahrip edilmiş durumda. Toplam nüfusun binde 5′inin, politik aktivite içindeki nüfusun yüzde 3.4′ünün eylemlerde yeraldığı türünden hesaplar ifade edildi. Bunlar büyük ihtimalle basında yeralan veriler. Yani bir yandan sistem hükmünü sürüyor. Ama yeni olan bu değil. Yeni olan, adım adım ilerleyen isyan.
Her ne kadar dünya egemenleri hükümeti daha sert önlemlere zorlasa da hükümetin yapabileceği fazla birşey yok. Böyle durumlarda çözücü faktör olarak devreye soktukları polis halk tarafından defterden silindi. Hükümet, vahşi bir hayvana sükunet enjekte etmenin yollarını arıyor. Yeni bir ölüm haberinin yıkım olacağını onlar da biliyor. Fakat o ölüm haberi Melbourne’dan geliyor. Mücadelenin küreselliğini anlatmak isteyenlere, saldırının küreselliğini hatırlatır gibi. Yine 15′inde bir çocuk, yine polisler tarafından öldürülüyor.
Danimarka’da 62 yoldaşımız gözaltında. Meksika’da yoldaşlar polis merkezini patlatıyorlar dayanışma için. İtalya ve İspanya’da ilk kıvılcımları çakıyor isyanın. Eylemlerin yapıldığı şehirleri yazmak bile yorucu görünüyor. Ve sizden ricam, bunu Yunanistan isyanı olarak görmekten ve dayanışmaktan vazgeçmeniz. Yunanistan’da isyanı bir günde bastırabilirler. Ama ertesi gün Paris’te karşılaşacağınız, aynı isyandır. Bu isyan yüzyıl sürecek arkadaşlar. 99 yıl toprağın altına çekilse de 100. yıl yeniden çıkacak ortaya. Bu bizim isyanımız, dünyanın dört yanında yoldaşları ve düşmanları olanların isyanı. Biraz empati, dayanışmacı rolünü unutturacak ve ateşi, içinizdeki ateşi sokağa taşımanız gerektiğini farketmenize yetecek.
Tarihin en net çizgilerle ayrılan sınıfsal isyanı içinde olduğumuza inanıyorum. Dahası, tüketim toplumuna ve teknolojiye karşı bu kadar ciddi bir saldırının daha önce yaşanmamış olduğuna inanıyorum. Bu yüzden, ihtiyarların ‘şiddet’ edebiyatı karşısında sabırlı olun. Onlar çok acı çektiler ve içleri katranla doldu. Nerede ışık görseler orayı çamurla sıvamaya kalkıyorlar. Bu sefer güneşi sıvamaya kalkıyorlar. Bizim onlardan naçizane farkımız, şiddetin sadece dinamik değil, kinetik de olabileceğini anlamış olmamız.
Yani bütün o doğrudan demokrasi alanları bir günde ortadan kaldırılabilirler. Bunu biliyoruz. Mesele şu ki bunlar bir hafta önce yoktu. Ve sesimize dünyanın dört bir yanından yankı gelmeseydi, isyan bu aşamaya bile gelemezdi.
Hepimiz gördük ki, 3-5 kişi değiliz. Yalnız değiliz. İçinde bulunduğumuz tarihsel noktanın önemi işte bu. Hayallerimizi gerçekleştirebilecek kadar çoğuz. Yeterki kıvılcım çaksın.
Derin bir nefes alın arkadaşlar. Bizim yüzyılımız asıl şimdi başlıyor.

pics_dunya_1831_24171Atina’da 16 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos adlı bir anarşistin öldürülmesi üzerine, Yunanistan’daki anarşistler ve iktidar karşıtları işte aşağıdaki bu cümlelerle ayaklandı.

“Ey iktidar sevicileri; güce tapanlar, seçim sandıklarındaki oylarıyla iktidarın tuğlaları! Doğayı ve insanları katletmeye; türleri yok etmeye ya da tüm bu olan bitenlere seyirci kalmaya daha ne kadar devam edebileceksiniz? Bu ölümü hissedebiliyor musunuz?”

6 Aralık saat 22:00′de, iki Yunan polisi Atina merkezinde, Exarchia meydanı çevresinde devriye sırasında, çevredeki gençlerle tartışmaya başladı. Tartışma sırasında, polislerden birisi silahını çekerek gençlerden 16 yaşındaki Alexis Grigoropoulos’a iki el ateş etti. Yaralan Alexis, Evangelismos Hastahanesi’ne kaldırıldığında yaşama veda etmişti.
Dünya’nın farklı noktalarında protesto gösterileri ve doğrudan eylemler devam ediyor…
Sadece Atina’da, yalnızca son iki günde 24 banka şubesi, 35 işyeri, 22 araç, 12 ev, 7 otobüs durağı, 63 çöp konteyneri, iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi’nin (YDP) yerel yönetim bürosu ateşe verildi.
Selanik Aristo ile Atina Teknik Üniversitelerine giren grupların bölgede bulunan çevik kuvvet ekiplerine molotofkokteylleri atmaya devam ettikleri, polisin ise göz yaşartıcı gazla karşılık verdiği kaydedildi.
Bu arada, 16 yaşındaki Aleksandros Andreas Grigoropulos adlı gencin öldürülmesi olayına karışan 2 polis memuru ve olayın meydana geldiği Eksarhia semti polis merkezi amirinin, açılan soruşturma bitirilene kadar görevden alındıkları açıklandı.
Öte yandan Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, olaylarda hayatını kaybeden gencin ailesine gönderdiği baş sağlığı mesajında, “Tüm Yunanlılar gibi kendisinin de çok büyük üzüntü duyduğunu, sorumluların bulunacağını ve böyle bir olayın tekrar etmemesi için gereken tüm önlemlerin alınacağını” kaydetti.
Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas ise olayların bir hukuk devleti için travma teşkil ettiğini belirtti. Yunanistan İçişleri Bakanı Prokopis Pavlopulos ile Bakan Yardımcısı Panayotis Hinofotis’in dün sabah istifalarını Başbakan Karamanlis’e sundukları, ancak istifalarının kabul edilmediği açıklanmıştı.
Polisin açtığı ateş sonucunda 16 yaşındaki bir gencin yaşamını yitirmesini “münferit bir olay” olarak niteleyen Pavlopulos, olaylarla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğünü ve suçluların örnek olacak şekilde cezalandırılacağını açıklamıştı.
Pavlopulos, protesto gösteriyle ilgili olarak da insan haklarıyla ilgili gösterileri haklı bulduğunu, ancak bu gösterilerin masum vatandaşlara zarar vermesine izin vermeyeceklerini vurgulamıştı.

(devamı…)

Bu yıl onuncu kez yapılan TBD Bilişim Dergisi Bilimkurgu Öykü Yarışması’nın sonuçları açıklandı.
Yarışmada, düzeni bozacak insanları yok ederek onların yerine tam kopyaları olan “doppeller”i piyasaya süren bir düzenin sorumlularından olan bir babayla doktor oğulun anlatıldığı “Doppelganger” adlı öyküsüyle Yiğit Kocagöz birinci; trafik sorununun kalmadığı bir zamanda yaşayan trafik polisinin trajikomik iç hesaplaşmasının anlatıldığı “Yılan” öyküsüyle Barış Çağatay Çakıroğlu ikinci; huzur ve birliğin, insanların elektronik yöntemlerle uzaktan yönetilmesiyle sağlandığı bir dünyanın betimlendiği “Beki’nin Çocukları” adlı öyküsüyle Selin Arapkirli üçüncü oldu.
Ayrıca bu yıl iki öyküye de Jüri Özel Ödülü verildi. Hikmet Temel Akarsu, Bülent Akkoç, Necdet Kesmez, Serdar Kuzuloğlu ve Laurent Mignon’dan oluşan jüri; Nursel Güler’in “İntihar Emri” ve Mehmet Murat Mıhçıoğlu’nun “Kilit” adlı öykülerini Jüri Özel Ödülü’ne değer buldu. Bu seneki yarışmanın çarpıcı sonuçlarından biri de Selin Arapkirli ve Nursel Güler’in uzun yıllardan sonra bilimkurgu öykü yarışmasında ödül alan ilk kadın öykü yazarları olmaları oldu.
(Kaynak: Türkiye Bilişim Derneği www.tbd.org.tr)

video_dm.jpgDavetsiz Misafir Röportaj Videolari Youtube’da !

TRT 2′de Hemen Şimdi Programı’nda Yayınlanan Davetsiz Misafir Röportajı
http://www.youtube.com/watch?v=DYV4EhygtSA

SkyTurk’te K. Murat Güney ve Prof. Dr. Gediz Akdeniz’in Birlikte Katıldığı Canlı Yayınlanan Söyleşimiz
(4 Bölüm Halinde)
1- http://www.youtube.com/watch?v=Datr6Vo6K-8
2- http://www.youtube.com/watch?v=WqkxKRSiWHw
3- http://www.youtube.com/watch?v=jB5B_Y8EcgU
4- http://www.youtube.com/watch?v=qL4jjK-WBcE

Açık Radyo’da Rahmi Öğdül ile kitabımız “Başka Dünyalar Mümkün” üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşi
(4 Bölüm Halinde)
1- http://www.youtube.com/watch?v=NLTMAp3fDhQ
2- http://www.youtube.com/watch?v=sFLiGleFD_A
3- http://www.youtube.com/watch?v=XyPRpbzkFkU
4- http://www.youtube.com/watch?v=WdVriUteo3c

disliler
Scientific American’ın bir haberine göre
Charles Babbage tarafından 150 yıl önce tasarlanan mekanik aksamlı bilgisayar Difference Engine (Fark Motoru) inşa edildi, Bilgisayar Tarihi Müzesi‘nde sevenlerini bekliyor.

Konudan ve bu bilgisayardan bahseden bir çeviri makalemiz:
Prigogine: Kaos ve Çağdaş Bilimkurgu buradadır.

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Bilişim Dergisi tarafından bu yıl onuncu kez düzenlenen Bilimkurgu Öykü Yarışması için başvurular başladı. Bu yıl ilk kez yazarların belli konularda öykü yazması bekleniyor. Yarışmaya son başvuru tarihi 15 Temmuz 2008.
10. Bilimkurgu Öykü Yarışması’nın konuları şöyle:

- İyi Yönetim, Kötü Yönetim, Sıkı Yönetim, Yönetim: Gelecek zamanlarda ülkemiz ya da dünyamız (galaksimiz, evren, vb) nasıl yönetilecek? Başka yönetim biçimleri, teknolojinin katkısıyla başka seçim yolları bulunabilir mi? Politika ve politikacı toplumsal yaşantı için gerekli mi? Gelecekte kim kimi yönetebilir? Yönetemeyen insanın dramı nasıl olabilir? Yöneticiler “insan” olmak zorunda mı?
- Trafik Karmaşası: Büyük kentlerin trafik karmaşası gelecekte de sürecek mi? Bu soru dilenirse deniz, hava, uzay, düşünce ve zaman gezginleri trafiği vb bağlamda ele alınabilir.
- Çok İşlevli Teknolojik Aletler: Boyutları küçülürken işlevleri artan teknolojik aletler, gelecekte hangi yetkinlik düzeyine ulaşabilir? Bu teknolojik aletlerin insan yaşamına ne tür katkısı olabilir? Yoksa söz konusu olan katkı değil köstek mi? İletişimi, eğlenceyi, öğrenimi, çalışmayı, hatta tedaviyi gerçekleştirebilen çok işlevli bir teknolojik alet aşkla nasıl ilişkilendirilebilir? Kendi küçük, yeteneği büyük bu aletler bizlerden neler alır, bizlere neler verir?

Son başvuru tarihi 15 Temmuz 2008 olan TBD Bilişim Dergisi Bilimkurgu Öykü Yarışması’nın sonuçları 31 Ekim 2008 tarihinde açıklanacak. Herkesin katılabileceği yarışmada birinci gelecek yarışmacıya dizüstü bilgisayar verilecek. Dereceye giren öyküler TBD web sitesinde, Bilişim Dergisi’nde yayınlanacak ve bu öykülerden bazıları bir öykü seçkisinde yer alacak. Yarışmanın seçici kurulu Hikmet Temel Akarsu, Bülent Akkoç, Laurent Mignon, Necdet Kesmez ve Serdar Kuzuloğlu’dan oluşuyor.

Yarışmaya ilişkin ayrıntılı bilgi ve başvuru için: www.tbd.org.tr

books.gifYazan: Hikmet Temel Akarsu

Kitabımız “Başka Dünyalar Mümkün”den de bahsedilen aşağıdaki yazının İngilizcesi, Türkiye edebiyatındaki gelişmelerin değerlendirildiği dünya çapında dağıtılan “Turkish Book Review” dergisinde yayımlanmıştır.

Kapağı toplumsal hayhuyun dışına atarak, koca bir yılı kitaplar arasında geçirmeyi başarmış birinin, sözkonusu yıla ait ufak bir retrospektif değerlendirmesi çok görülmemeli. Bu manada yola çıkarak kendime ait en iyileri toparlamaya çalıştım. 2007’de edebiyat dünyamızda ne oldu? Hangi yapıtlar öne çıktı? Önemli yenilikler nelerdi?
İlk başta, açıkça söyleyeyim: 2007 Edebiyat açısından verimsiz bir yıl oldu. Yayınevlerinin bir önceki yıla göre daha az kitap bastığı, basılan kitapların daha çok popüler beğeniye yönelik ve yüksek satış hayallerine dayalı olduğu, has edebiyatçıların ise 2006 Nobel Ödülü’nün yarattığı spekülasyonların gölgesinde hazin bir burukluğa gömülerek susmayı tercih ettiği garip bir sene oldu 2007. Bu garipliklerden hiçbir zaman geri kalmayan Nobel de hepimizin bildiği gibi yepyeni bir tüy daha dikerek, “Kocamış ve günlere doymuş,” bir çatal dilli İngiliz “azize”ye gidiverdi. Artık Nobel’in yaptığı “tuhaflık”lara herkes alıştığı için infial minfial olmadı. Herkes işine baktı. Depolardan Doris Lessing’in tozlu kitapları çıkarıldı, üzerlerine birer bant geçirildi; bir iki vitrin düzenlemesi; hepsi bu. Kanımca Nobel, sıradan bir ölümlü için olması gerekenden çok fazla defa harakiri yaptı. Artık yaraları dikiş tutmuyor.
Türkiye’deki edebiyat ödülleri ise sarsılmaz bir istikrarla yola devam etti. İlkeler derin bir sadakatle uygulandı. İhdas edilen ödüller, yeri geldi verilmedi, yeri geldi “camia dışı şaki”lerden esirgendi, yeri geldi edebiyat iktidarının soğuk yüzü gösterilip toy ediban takımı tedip edildi. İstisnalar yok muydu? Vardı! Ama azınlıktaydı. Tüm bunların neticesinde Türkiye’de ödül müessesesine saygı maygı kalmadı. Ödül konusunda tam bize özgü bir “fars”a ulaşmayı başardık neticeten. Herkes kına yakabilir!
(devamı…)

Sonraki Sayfa »